454. ince telli kıvırcık saçlara sahip bir süslü olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki hayat kalitemi yükselten taraktır. bir kız çocuğu düşünün bazı fotoğraflarında saçları komple yapışık ve havada çünkü annesi saçını taramaya asla ikna edememiş. işte o çocuk bendim. çocukluğumda şampuan reklamlarında düz parlak saçlarından tarağın kayarak geçtiği modelleri izler, bir gün onlar gibi saçlarımı taramayı hayal ederdim. bu tarak o hayali gerçekleştirdi. 4 ay önce falan aldım ilk tangle teezer'ımı. neredeyse 30 yıl çektiğim acıların son bulduğunu fark edince oturup ağlamak istedim. bazı zamanlar saçımı eşimle beraber tarardık çünkü yok, açılmıyordu. hele o, saçlarımın gün içinde montuma sürte sürte akşama kadar yastık içinde potur potur toplanıp bir araya gelen yünlere benzediği kış akşamları.. hepsi tarihe karıştı. koştum aynısından bir de anneme aldım, ki bir de ona ağlamak gerekir çünkü o bu acıyı 60 yıl yaşadı. seyahat boyunu almadım mı? onu da aldım elbette, spor sonrası duş alınca onu kullanıyorum.
bu tarağın sevdiğim başka bir yönü daha var. çok kolay temizleniyor olması. bastırınca içe giren fırçalar gibi içinde su biriktirmez, ucundaki toplar nedeniyle kıl köklerinde toz biriktirmez, zaten saç koparmıyor ama dökülen 3-4 teli de kolayca alırsınız içinden. hatta ben gümrük yasasından evvel temu'dan bir tarak temizleme aparatı almıştım, her tarama sonrası 2 saniyede pıt pıt topluyor içinden bütün saçı. gerçekten dünyanın en gerekli ama gereksiz görünümlü ürünü. sonra haftada bir banyoda eski bir makyaj fırçasına sabun döküp 1 dakika boyunca fıt fıt temizliyorum oh, mis. eski tip tarakları temizlemek bir dertti, diplerindeki tozları cımbızla çekmek saatlerimi alıyordu. bir de o toplar düşmeye başladığında başınız sağ olsun, tarağınızın ömrü bitmiş. tanglee teezer hiç eskimez gibi duruyor.
sierva maria