801.
bu kez itiraf kısmı değil de buraya yazacağım çünkü şu anda bu şekilde düşünüyorum. eşimin ölümünden inanılmaz korkuyorum. içimdeki o his bir türlü geçmiyor ve bazı ek belirtiler, rüyalarım, istatistikler derken resmen korkudan ödüm patlıyor. sanırım insan her ne kadar sorunlar yaşasa da sevdiği adamın ölme ihtimali ile dehşete düşmekten geri kalmıyor. daha kaç sevdiğim ile daha sınanacağım bilmiyorum ya. şu an ölesiye korkuyorum. ve işin acı tarafı iyileşirse ve biz aramızdaki problemleri düzeltemezsek de boşanmayı düşünüyor olmam. insan severken dahi böyle düşünebiliyor işte. yine ağlamaya başladım ya. toparlanmam lazım. off.
802.
geçenlerde şöyle bir şey yazmıştım;
"muğla'da yaşayan arkadaşlar; siz bana sürekli deniz manzarası fotoğrafı, videolar, şarap, rakı kadehleri, kahvaltı masaları vs yollayınca içim gitmiyor, inanın gitmiyor."
2 gün önce bu arkadaş ile ilgili ortak arkadaşımız bana ulaştı ve kötü bir haber verdi. 4. evre siroz olduğunu ve sadece 6 ay hayatta kalabileceğini söyledi. dondum kaldım açıkçası...
o gün garip arafta bir ruh halinde geçti tüm günüm. hayat ne garip işte, herkesin hikayesi farklı başlıyor, farklı devam ediyor ve farklı evriliyor. hikaye yaşam boyu devam ediyor. ben son 1 veya 1,5 senedir yaşadıklarım sonucunda bakış açımı çok değiştirdim. gerçekten anı ve günü yaşıyorum çünkü yarını hiçbirimiz bilmiyoruz. bugünü biliyorken şükürle, keyifle yaşamak varken yarını körü körüne, hırsla planlamak artık anlamsız geliyor.
şimdi onu ortak arkadaşımız alıp istanbul'a kızına getirip bırakacak ve psikolojimi onu görmeye hazırlıyorum. konuştuğumda çok soğuk kanlıydı, güldü, benimle sohbet etti. ben öyle olamazdım sanırım; büyük bir güçlülük hali...
hayat işte, hayat...
28 mart 10:29
28 mart 11:45