1464. Ben tüketmemeye başlıyorum. Yani yıllardır sosyal medyanın da etkisiyle aldığım gereksiz şeylerin haddi hesabı yok.
Bundan sonra sadece şampuan, diş macunu, ped gibi temel ihtiyaçlar dışında en az bir sene krem ve makyaj malzemesi almayacağım.
Ucuz görünce stoklama alışkanlığını da bırakıyorum. Zaten stoklamışım; kaç aylık krem, bakım ürünü var elimde. Aynı anda açık 6-7 tane krem bulunuyor.
Cilt bakımında da sadeleşmeye gidiyorum. Sanki o ürünü kullanmazsam 40 yaşında bir anda yaşlanacağım psikolojisinden çıkıyorum.
Bu arada skin influencer'larının bizi kandırdığını düşünüyorum. Bir ürünün cilde iyi gelip gelmediğini anlamak, birkaç ürün grubu (güneş kremi gibi) dışında bence imkânsıza yakın. Çünkü beslenme, uyku, stres gibi başka bir sürü faktör var. Ben sadece 5-6 ürün kullanırken bile hangisi gerçekten iyi geliyor, hangisini boşuna sürüyorum anlayamıyorum.
Şimdi düşünüyorum; renk farkı 15 santimetre uzaklıktan zor fark edilecek allıklar, rujlar... Tamamen arzu nesnesine dönüştüğü için aldığım şeyler. Elime swatch yaparken bile zor fark ediyorum renk farkını. Millet bana 1-2 metre uzaktan bakarken nasıl fark etsin?
Zaten farlar bitmiyor.
Allık, pudra, bronzer gibi ürünler de her gün kullansan bile kolay kolay bitecek ürünler değil.
Rujlarda hep aynı tonları alıyorum. Geçen Clinique'in Black Honey serisinden Black Honey, Nude Honey ve adını bile hatırlamadığım bir başka rengini aldım. Sıfır kalıcılık; 10 dakika belki kalıyordur. Ama hiçbir şeyden eksik kalmayayım diye üç rengini de aldım. Benim neyime?
Göz kalemi... Maşallah her rengini almışım: mavi, bordo, gri... Kahverenginin 10 tonu; yok içinde kızıl yansıma var, yok sıcak tonlu, yok soğuk tonlu. Gerçekten aynadan biraz uzaklaşınca renkler arasında neredeyse hiç fark yok. Sayısız siyah kalemden bahsetmiyorum bile.
Rimel... Aslında bana uyan rimeli bulduğum hâlde hâlâ yeni rimeller deniyorum ve bana uyan rimelin etkisini vermesini bekliyorum. Sırf reklamları görüp etkilendiğim için.
Kapatıcı... "Bu müthiş, bu harika" diye aldığım sayısız kapatıcı. Yarısından fazlası çöp. Elim yüzde 90 aynı ürüne gidiyor ama olur mu, o mükemmel kapatıcıyı bulmam lazım diye hâlâ almaya devam ediyorum.
Parfüm... Yaz-kış, ortama uygun bir iki tane olsun yeter. Her özel gün, her durum için ayrı parfüme gerek yok. Her gün birini sıksam, seneye bu zamanlarda yine bitmez.
Fondöten sürmüyorum günlük hayatta. Buna rağmen gidip fondöten aldım. Ne alaka? Sürsem gam yemem. Yine çöp tabii; bozuluyor, akıyor, durduğu yerde.
Yazdıklarımın hemen her segmentten karşılığı var; hem high-end hem drugstore ürünler.
Bir de lüks segment makyaj ürünleri var: Dior, Chanel, YSL... Bunlardan çanta alamam, ayakkabı alamam ama olur mu benim allığım Dior. Vay canına, ne büyük iş. Kendimi aldım üst sınıfa koydum sanki. Oysa makyaj çantasına girdikten sonra bütün hissiyatı birkaç saate gidiyor.
Bir de bunları alırken tükettiğim şeylere yazık. Video izle, yorum oku, sipariş için site bak, başka ürünlerle karşılaştır... Tükettiğim şey sadece para değil. Zaman gidiyor, odak gidiyor. Bunlara ayırmadığım zamanda profesör olmayacağım belki ama başka bir şeyler okurum, izlerim, bilmediğim bir şey/bilgi öğrenirim.
Asıl olan sağlıklı yaşamaya çalışmak. Ben sıfır hareketle, beslenmeye hiç dikkat etmeyerek cam cilt bekliyorum. Peki neye dayanarak? Pahalı marka krem kullanıyorum ya, daha ne olsun. Keşke bu kadar basit olsa.
Tabii ki bazen kendimizi şımartmaya, bir şeylere özenmeye, istemeye hakkımız var. Ama bu kadar tüketime ve tükettirilmeye maruz kalmak... Bir şeyden eksik kalınca kendimizi kötü hissetmek ne kadar sağlıklı, emin değilim.
Neyse, ben başlıyorum tüketmemeye.
Seneye bu zamanlarda buraları güncelleyeceğim.
bi