yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (13)
    • medya (1)

    1. Hayatın ta kendisi.

    Küçüklüğümüzden beri yalan söylemenin kötü bir davranış olduğu öğretilir; ancak sevmediği bir kişi ile konuşurken annemizin "Bugün müsait değiliz valla, bir dahaki sefere inşallah" diye yalan söylediğine, babamızın "bugün işe gelemeyeceğim, hastayım" diye patronunu aradığına, abimizin sevgilisine "Hayır, bu pantolon seni şişman göstermemiş" deyişine ve buna benzer yalanlara tanıklık ederek büyürüz. yalan söylemek, herkesin yapmamakla övündüğü, yapanları kınadığı ve buna rağmen herkesin yaptığı bir olaydır.

    bizi doğruyu söylersek her şeyin yolunda gideceğini söyleyerek büyütürler. ama gitmez. çünkü biz insanlar, yalanları doğrulara tercih ederiz. İllüzyon izleyen bir seyirci gibi, sihirbazın bizi kandırmasını isteriz. yalanlar sıkıntılardan kurtulmamıza, kariyerimizde yükselmemize, insanlarla olan ilişkilerimizi iyileştirmeye ve amaçlarımıza hizmet etmeye yararlar.

    İlk yalanımızı 2-3 yaşında söyleriz. Gerçeği eğip bükerek bununla eğlenir ve hatta ilk esprilerimizi bu şekilde yaparız. Mavi bir çoraba "Bu kırmızı" derseniz, küçük çocukların buna çok güldüğünü görürsünüz; çünkü gerçeğin gerçek haliyle sunulması eğlenceli değildir. Gerçeği olmayan bir şekilde sunmak, o zamana dek bunu yapabileceğini öğrenmemiş ve bunu yeni keşfeden bir çocuk için çok ilgi çekicidir.

    Yalan yeteneği bilişsel bir başarıdır. Yalan söylediğini belli etmeden yapabilenler ise iyi rol kesebilen insanlardır, zira yalan söylediğimiz anda vücudumuz yalan söylediğimizi belli etmek için bir sürü işaret verir ve bu işaretleri kontrol edebilmek kolay değildir. Yalan söyleyen kişi sosyopat değilse, mutlaka size kendisini ele verecek ipuçları verir. Ancak sosyopatlar, yalan söylerken bir pişmanlık ya da suçluluk hissetmediklerinden, kendilerini kötü hissetmeden en iyi yalanları söylemeyi başarırlar.

    Neden yalan söyleriz?

    Suçlarımızı gizlemek ve beladan uzak kalmak için. Hatalarımızı geri alamayız ve hatalarımızı kabullenmek nadiren kısa vadede olumlu sonuç verir. Hatalarımızın sorumluluğundan kaçmak ve hatalarımızı örtmek için yalan söyleriz.

    İtibarımızı korumak için. mesela Oldukça güvenilir bir işadamı, firmasına duyulan güveni sarsacak bir harcama yaptıysa, bunu saklamak için yalan söyleyebilir. Bu tür yalanlar bizi utançtan korur.

    Birinin duygularını incitmekten kaçınmak için. Çocuklar bu konuda daha dikkatsizdir, birinin yüzüne onun kırılabileceğini düşünemeden "sen ne kadar şişmansın" diyebilirler. (gbkz: toplumsal nezaket anlaşmaları)na çocukları uyum sağlamasını sağlamak için onlara kibar olmayı ve kimsenin fiziksel kusurlarını işaret etmemeyi öğretiriz.

    İtibarı artırmak için. Bu tür yalanları da başkalarının gözünde değer kazanmak ve takdir görmek için söylüyoruz.

    İnsanları kandırmak ve kontrol etmek için. Bu yalanları güçlenmek, zengin olmak, sevilmek, birilerinin gözünde iyi görünüp yardım almak gibi aslında başkalarına zarar verirken bize çıkar sağlayan konularda kullanıyoruz.

    Eksik bilgi vermek için. Bu, yalan söylemek gibi görünmese de, aslında gerçeğin olduğu gibi verilmemesinden ötürü doğruyu tamamen sunmamaktan yalan olarak kabul ediliyor. Bir olayı anlatan kişi tamamen doğrulardan bahsetse dahi, tüm olayın anlaşılmasını belirleyecek esas yapboz parçasını sunmayarak olayın farklı şekilde anlaşılmasına neden olabilir.

    Yalanlar hayatı kolaylaştırır, eğer doğru şekilde söylenirse. Bu şekilde söylenemezse, başınıza daha büyük çoraplar ördüğü de olur. Biz hayatımızı kolaylaştırmayı seven canlılarız, bu yüzden hayatlarımızda yalan mutlaka olacak.

    sonuçta, "ben işemedim, miki işedi." demek bizi tokattan kurtaracaksa eğer, o kadar da kötü değildir yalanlar.

    27 ağustos 2014 23:32 28 ağustos 2014 00:08

    2. - yaaa yok canım yaa ne estatiğiii?? her gün çimen suyu içiyoorom baan. yumurtanın beyazını yüzüma, sarısını boynuma sürüyoorom, kabuklarıyla da ayaklarıma masaj yapıyoorom. dudaklarıma daaa pancar maskesi uyguluyoorom. göz bebeklerime de heeer sabah süt banyosu yaptırıyoorom. ayrıca vücudumda da bir tek burnum estatik, kiiiii o da su balesi yapıyoordom küçükken, deniz anası çarptı bana o yüzdan mecbur kaldaam. yoksa tamamen doğal halim yaaane.

    ben kimseye yalan söylemesin demiyorum, hobi olarak yine söylesin tabi de insanı salak yerine koymasın. benim delirdiğim o. isteyen şişme bebek olsun, banane.

    tanım: pis bir şeydir efem. söyleyemem, söyleyeni de sevmem.

    28 ağustos 2014 02:28 28 ağustos 2014 02:31

    3. Bunu söyleyen kişi aptalsa komik duruma düşer.

    Herkes ufak tefek yalanlar söyleyebilir ama aptal kişinin hayatı yalan olursa insanlar onun kötü biri olduğunu düşünür. Belki de sadece çok fazla aptaldır.

    Mesela birçok kez maaş (gizlinot: mayış) aldığını ve çok kültürlü olduğunu iddia eden yalancı aptal, bordro yerine borduro yazar. Türkiye'de borlar limilimilimi bordur bordur bordur o tey tey tey!!!

    27 nisan 2015 10:57


    4. arkadaşımla aynı yere iş başvurusu yapmıştık. onu mülakata çağırmışlardı, beni çağırmadılar. mülakata bende gittim, adamlara arkadaşımla aynı gün aynı pozisyona başvuru yaptığımızı fakat benim telefonumun 1 haftadır bozuk olması sebebiyle (gizlinot: yoo telefonumu daha yeni almıştım ) arayıpta ulaşamamışsınızdır diye bende geldim dedim. sonuç olarak ikimizide işe almadılar. (gizlinot: serin hikaye )

    12 ağustos 2016 23:39

    5. bende sürüyle örneği bulan şey. ay bu tarz hikayelerle dolu aşk hayatımdan bi kesit daha sunmak isterim.

    bir kere de ya sen bana naptın ya ben uzun zamandır hiç böyle hissetmemiştim resmen ciddi ilişki insanı oldum diyen adam da ayrılırken geri dönüp baktığımda bi ilişki göremiyorum demişti.

    hah doğru başlığı buldum sonunda.

    bu arada ben ortamlarda genişliğiyle bilinen bi insanım niye benimle tanışan her bey hi dedim diye önce internetten damatlık sipariş ediyor sonra sen beni anlamıyorsun, biz şimdi neyiz tribine girip beni terk ediyor.

    sorun hakikaten onlarda değil bende galiba,benden daha iyisine layıklar ve ben onları hak etmiyorum sanırsam ki.

    14 ağustos 2016 22:55

    6. Şayet kısıtlayıcı ve despot bir aileye sahipseniz profesyonelleşebileceğiniz nadide alan. Yani ailenin vesilesiyle.

    14 ağustos 2016 23:12

    7. bu devirde söyleyemeyen yok, hepimiz bir şekilde birilerine hatta bazen kendimize bile yalan söylüyoruz. yalan söylemek istemediğimiz, dürüst olmak istediğimiz insanlar da genelde en değer verdiklerimiz değil mi? kalpten yakın olduğum insanlarla aramda hiçbir tereddüt olmasını istemediğim için özel hayatımda dürüstlüğe ehemmiyet veriyorum. neyse o işte, yalan insanı yalnızlaştırıyor bir yerde karşı taraf bilmese de siz ondan bir şeyler sakladığınızı biliyorsunuz ve bu insanı yavaş yavaş tüketen bir mesafe yaratıyor. elalemi boşverin, kapılar kapandığında kimlesiniz, boşverin kan bağını birlikte aile olduğunuzu hissettiğiniz kişiler kimlerse onlara ve size yapmayın bunu. bazen ben kendime sesli şekilde hayatımdaki gerçekleri söylüyorum, kendimi bile kandırmamak için, ayrıca bu yöntem insanı fazlasıyla olgunlaştırıyor, farkındalığınız artıyor.

    14 ağustos 2016 23:28


    8. Psikolojik rahatsızlık olan boyutu bir yana, lisedeyken çok sevdiğim bir öğretmenim,biraz da hümanist oluşundan, insanların aslında yalancı olmayıp yalana itildiğini, yalan söylemek zorunda kaldıklarını söylerdi.

    Aslında kendimden yola çıktığımda gerçekten böyle, bayıldığım için insanlari yanıltmak için değil, toplum baskısı, bir takım dini manevi değerler, ailemin otoriter tutumu vs yüzünden bir şeyleri saklamak/doğru olmayanı söylemek zorunda kalıyorum.

    Girdimin amacı kendimi aklamak değildi slfld şimdi bağlıycam, eğitimle haşır neşir biri olduğum için şunları söyleyebilirim ki, eğer çocuğunuz yalan söylüyorsa farkında olmadan üzerinde baskı kurmuş, çocuğa yaptığı şeyin yanlış olduğunu düşündürmüş olabilirsiniz. Bunu mutlaka sözel olarak ifade etmenize gerek yok çocuklar ses tonumuzdan, mimiklerimizden de anlıyor birçok şeyi.

    Demem o ki, çocuğunuzun yalan söylediğini farkederseniz yalan söyleme! Diye çıkışmayıp, başka şekilde olmuş olabilir mi, acaba şöyle mi oldu, doğruyu anlatmak ister misin, dürüst davranacağına güveniyorum gibi cesaretlendirici sözlerle özgüvenini kırmadan yalan söyleme davranışından vazgeçirebilirsiniz

    Çenemin düştüğü bir girdinin daha böylece sonuna geldik, iygeceler ey sözlük ahalisi ^^

    14 ağustos 2016 23:54

    9. Onlada karşı hissedilen sorumluluktan mı yoksa sadece onlara büyük yalanlar söylediğimden mi bilmiyorum ama aileyesöylenen büyük bir vicdan azabı yaratıyor.Eger yaptığınız şey yapmaya hakkınız olan bir şeyse ve onun için söylediğiniz yalanları devamlı hale getirirseniz vicdan azabı yok olup gidiyor.en azından bende öyle oldu ve benim kadar hassas birinde bile bu oluyorsa herkeste olur diye düşünüyorum.

    Yakın zamanda söyleyeceğim yalanı düşünüyorum ve içim burkuluyor,onun azabını baya bir süre yaşarım herhalde.Keşke zorunda bırakılmasak. 

    16 aralık 2017 15:55

    10. zannımca en rahatsız edeni aileye söylenen yalandır.

    kim istemez ki her şeyi rahatlıkla anlatabileceği, konuşabileceği, dertleşebileceği bir aileye sahip olmayı? şahsen ben isterdim. tabii ki bu demek değil ki her şeyi oturup açık açık konuşalım, fakat en azından yalan söylemek zorunda kalmasaydık keşke.

    soru-cevap kısmında çok görüyorum "ailem 20:00'de evde ol diyor, bıktım bundan" vs diye yakınanlara "ailenizi eğitmeniz lazım, inat et, geç gel zamanla alışırlar" diyenleri. keşke her aile böyle olsa. şahsen ben yurtta kalırken bile babamın bana koyduğu giriş saati ennnn geç 21:00'di. ki yurdun kendi saat sınırı 23:00'tü... 9'u bir geçireyim bakalım, babam 2 dakika sonra başlardı "sen bu saatlerde ne yapıyorsun dışarda kız başına, laf olacak, söz olacak" bilmem ne... ailem hiç de yobaz bir aile değildir halbulki, sadece bu konuda oluyor o "kız başına" lafı. gören de pavyona, gece kulübüne falan gidiyordum sanır, yurda 10 dakikalık mesafede bir yerde kahve içiyor bile olsam kötü bir şey yapıyormuş gibi hissederdim onların bu lafları yüzünden. bazen bi' planım olduğunda yurttayken arardım, sonra çıkardım dışarı (gizlinot: gurur duymuyorum). babamın altıncı hissi mi çok kuvvetli, yoksa bi yere kamera taktırdı da beni mi izliyor bilmem, aramayan adam saat 22:00'de beni arardı ne zaman o saatte dışarda olsam. (gizlinot: ki bu hala oluyor) sonrası kavga kıyamet. iki ucu b.klu değnek dedikleri bu olsa gerek, yalan söylesen bi' dert, söylemesen bi' dert. ilkinde vicdanın içten içe seni kemirir durur. sanki yanlış bi' şey yapıyormuşsun gibi hissedersin, halbuki yaptığın şey çoğu gencin, hatta çoğu insanın yaptığı şey. ikincisinde de yine onca lafı işit, yine kendini kötü hisset. insan ne yapacağını bilemiyor.

    bir de genelde çok sıkı aileler tarafından yetiştirilenlere büyüyünce bi' şeyler oluyor. e çocuğu yasaklarla büyütürsen dışarda gördüğü her şey onda merak uyandırır ve en sonunda yanlış yollara, kötü alışkanlıklara iter. yasaklar her zaman daha cezbedicidir. hatta black mirror'ın bir bölümü vardı arkangel diye, onu izlediyseniz bahsettiğim şeyi daha iyi anlayabilirsiniz.

    biraz çenem düştü, girdi çok uzun oldu ama bu konuda gerçekten biraz doluyum ve ne yaparsam yapayım vicdanımın beni rahatsız etmesinden çok sıkıldım. belki bu girdiyi okuyup kendini görenler olur, o kader ortaklarıma da bi' selam çakıp girdimi sonlandırıyorum. keşke hem ailelerimizi, hem de bizi memnun edecek bir yol bulabilseydik.

    6 nisan 2019 00:01