1. Kendimce yeterince zaman geçtiğini düşündüğüm için bu başlığı burada, hemcinsimle en çok iletişim kurabileceğim yerde açmak istedim. Ben bu olaydan sonra yapayalnız kaldım gibi hissettim, kimse istediğim cevapları vermedi, duymak istediklerimi söylemedi. kendi başıma kalınca çabaladım, kendi kendimi teselli ettim ha bir de bir sayfa buldum facebookta çokça takipçisi olan ama muhtemelen amerikadaki kadınların kurduğu, oradakilere açıkladım kendimi, açıklayanlara destek oldum onlardan öğrendim, onlara sordum. beni en çok zorlayan şey bunu 28 yaşında deneyimlemeden önce bu konu hakkında fikir sahibi olmamam, etrafımda yaşayan birçok insan olmasına rağmen herkesin bunu bir tabu gibi saklaması. maalesef artık günümüzde dört kadından birinin başına geliyormuş bu durum ve ne gariptir ki ne kadar sağlıklı olursan ol, hamileliğini ne kadar düzgün yaşarsan yaşa bir anda olabiliyormuş ilk gebeliklerde. bu yüzden bence bilinç en önemli şey, o anı yaşadıktan sonra insan mantığıyla değil duygularıyla kalıyor başbaşa. ama en azından sürecin bilincinde olmak bir nebze rahatlatır diye düşünüyorum bizler için.
benim sürecim biraz sancılıydı açıkçası. altı haftalıktı, mide bulantıları yavaş yavaş başlamış, ailelere bir hafta öncesinde söylenmişti, herkes mutlu herkes çok heycanlıydı. hamile olduğumu farklı bir şehirde arkadaşımdayken öğrendim ve o şehirden sonra birkaç işi halletmek için farklı bir şehirde olmam gerekiyordu. o şehri de sizlerle paylaşacağım çünkü hiçkimsenin o hastanede bunları yaşamasını istemem. sabah uçakla şehre vardım ve bir arkadaşımın yanına gittim. evinde lavaboya girdiğimde biraz lekelenme gördüm kahverengi. internette baktığınızda en çok çıkacak sonuç yerleşme kanaması olacak. o öyle bir şey mi bilmiyorum ama benimki regl sonrası lekeler gibiydi. neyse arkadaşıma bundan bahsettim ve şehir hastanesine gittik (gizlinot: erzurum) beni biraz beklettikten sonra kadın doğum acilinde alttan muayene ettiler. normalde prezervatif takarlar o uca ama onu takmadıklarını ne kadar ne denli sterilize ettiklerini hiç bilmiyorum çünkü o ara ellerim ayağım titriyordu panikten. kadın her şeyin normal olduğunu söyleyip progesteron verdi. saat 12.15. eve geldik vajinal yoldan aldım biraz bekledim kahvaltı ettik. kahverengi lekelenme artmıştı karnımda kasıklarımda regl zamanı hissedilen bir ağrı. zaman geçti biraz lavaboya girdim. idrarımı yaparken hiçbir şey hissetmedim tam peçeteyle sileceğim sırada elime geldi. ne kan parçası ne bir şey hiçbir şeye benzemiyordu. sadece çok mükemmel bir şekilde daire gibi ve mor olduğunu hatırlıyorum. karın ağrım kesildi, onunla beraber elim ayağım ağlayarak taksiye bindim, kaybettiğimi biliyordum. buna rağmen hastaneye vardığımda doktor alttan muayene etmek istedi. ultrasonda kalp atışı duydum ancak dediğim gibi biliyordum çok salakça doktor karşımdaki anlamadı ben biliyordum o kalp atışlarının bana ait olduğunu o anlamadı. bebeğin kalp atışları yavaş dedi düşük tehlikesi dedi. hastanede kalman gerekiyor dedi. o an gelmiyor ki aklınıza gidip başka bi yere de sormak zaten hastane yok çok. ben yine de kalmak istemediğimi söyledim. çünkü düşünün bir günlüğüne gelmişsiniz şehre, arkadaşım var onun da çocuğu var minik kimse olmaz yanınızda. benim için çok zordu. kağıt verdiler bir ton içinde bir şey yaşarsam acil müdahale olmazsa sorumluluğu üstüme aldığım yazıyor. bıraktım kağıtları. bana bir şey olabilir, bebeği gördüğünü söyledi doktor bebeğe bir şey olabilir. düşük engellenebilir sanıyorum. o gece o hastanede kalmazsam başıma kötü bir şey gelebilir sanıyorum. tamam dedim girişim yapılsın. güzel manzaralı (!) bir odadayım yanımda da karnında kalp atışı olmayan düşük yapmayı bekleyen bir kız var. benim kanamam azaldı, karnım ağrımıyor öylece yatıyorum gece oluyor 12-1-2 saat üçte uyuyup nöbetçi doktor tarafından uyandırılıyorum. karşı odada acil müdahale odası var bir sandalye ve ultrason cihazı var, cihaz yeni kapıda konuşurlarken duydum. oraya alıyor beni. bakıyorla hemşireyle dalga sesi var başka bir şey yok. görür gibiler anlamaya çalışıyorlar cihazdan kaynaklı diyorlar geri gönderiyorlar yatağıma. saat 07 civarı başka doktor geliyor o da aynı bakıyor gezdiriyor anlamıyor bir de senin doktorun baksın o gördüyse diyor o da geliyor aynı gün içinde aynı cihazda bakıyor allah allah diyor. ben kriz geçiriyorum içten içe. diyorum artık bakın üç oluyor acildeki cihazdan bakın ya da başka bir yere gideyim ben ya da bir şey söyleyin diyorum. tamam seni bi de hastanenin
içindeki ultrasana gönderelim diyor, her şey şaka gibi. onun için de biriki saat bekliyorum. ki gece hakkında detay vermedim, sabaha kadar zaten hastalardan psikolojim bozulmuş yapayalnızım. yanımdaki hasta iki kere değişmiş, yeni gelenin kaçıncı ayı ama çok rahatlar sohbet ediyorlar bir şey diyemiyorum. sonra öğleden sonra iki beni bir hastabakıcıyla ultrason odasına götürüyorlar hastanenin bir ucu. bu arada buraya dikkat edin, kadın doğum kliniği gibi bir yer orası her hastanın hemen hemen aynı problemi var. ama erkeğin girmesi kalması yasak refakatçi olarak. tek kimsen baban olsa kocan olsa almıyorlar. ama pis bakışlı hasta bakıcıların hepsi erkek canım erzurum. o adam götürüyor beni. doktoru görünce rahatlıyorum yaşlı bir adam işi biliyor gibi geliyor o bakıyor, düzensizlik var ama bebek gözükmüyor düşürmüşsün diyor. biliyordum ama içim paramparça oluyor o kelimeyi duyunca yine. adamın peşine takılıyorum, perişanım odama kadar ağlayarak gidiyorum. telefonda eşime söylüyorum bir bu arada o da gelemiyor çünkü uçak bileti yok gelme diyorum bilmiyorum ki ilk gün ne zaman sonlanacak ne zaman dönücem kendi şehrime. gelmesi iki günü bulacak normalde. yaz dönemi öyle zor git gel yapmak. bana bir de kürtaj olmam gerektiğini söylüyorlar, küretaj, kazıyacaklarmış kalan kalıntıları. yine telaşlanıyorum bu sefer eşimin ablası bırak sakın olma burada benim doktoruma görünürsün diyor uçak bileti bakıyoruz. geliş olmadığı gibi dönüş de yok. en yakın şehirler beş saat direkt uçuş üç gün sonraya. ertesi gün rizeden var. hastanede yine tüm sorumluluğu üstüme aldığımı gösteren kağıtlar imzalıyor ve çıkıyorum.
küçük bir dolmuşla rizeye, rizeden istanbul havalimanı istanbul havalimanından sabiha gökçen ve izmir. ayağımda terlikler, altımda regl külodu keten pantolon rizede havalimanına giderken 15 dk yağmurun altında yürümüşüm paçalarım çamur ve zaten aklım yerimde değil. kürtajı öteki entryde anlatıcam.
sueli